Tüm İşçilerimizin İş Sağlığı ve İş Güvenliği Haftasını Kutluyoruz.

Ülkemizde 1987 yılından itibaren her yılın 4-10 Mayıs tarihleri arası “İş Sağlığı ve İş Güvenliği Haftası” olarak kutlanmaktadır.
Ülkemizde iş sağlığı ve iş güvenliği üzerine inşa edilmiş ve halen uygulanmakta olan bu modelin yarattığı sorunlar ve sonuçlar her geçen gün ağırlaşmakta ve bu ağırlaşma konunun daha da derinleşmesine neden olmaktadır.
Zira İş Sağlığı ve İş Güvenliği (İSİG) Meclisinin verilerine göre:
2015 yılında 1730,
2016 yılında 1816,
2017 yılında 2006,
2018 yılında ise 1923 işçi iş cinayetlerinde yaşamını yitirdi.
Bu arada resmi kayıtlara göre 2013 – 2018 yılları arasında 3. Havalimanı inşaatında toplam 52 ölümlü iş kazası yaşanmıştır. Sendikaların ve işçilerin basına yansıyan açıklamalarına göre ise bu sayının 128 olduğu söyleniyor.
Ülkemizde iş kazalarında hayatını kaybeden işçilerin %90’nın sendikasız olarak kayıtlara geçtiğini görmekteyiz. Tabii bu arada işçi cinayetlerinin ötesinde maluliyetler, yaralanmalar ve meslek hastalıkları gündeme dahi alınmamaktadır. Şu yaşadığımız yüzyılda dahi sermayenin emekten beslenmenin ötesine geçerek kandan beslendiğine şahitlik etmek çok acı bir gerçektir. Dahada acı olan ise işçinin veya emeğin hala bir makine sistemi gibi görülmesinin ötesine geçemediğimiz gerçeğinin büyüyen tehditiyle karşı karşıya olduğumuzdur.
Ülkemizdeki 6331 sayılı “İş Sağlığı ve Güvenliği” yasasının baştan ele alınması, zira yasanın bu haliyle işçiden ziyade sermayeye hizmet ettiği yasanın isminde bile işçinin olmadığı, işçi sağlığı ve iş güvenliği denetiminde işçi temsilcilerinin veya sendikaların ağırlıklı bulunması gerekmektedir. İşçi sağlığı ve iş güvenliği tedbirlerini işveren tarafından sadece bir maliyet, üretimi yavaşlatan bir unsur olarak gören bir yaklaşımdan derhal vazgeçilmelidir.
İş cinayetleri “işçinin kaderi” veya söz konusu “işin doğasında” olan bir kavram anlayışı terk edilmelidir. İş cinayetlerine sebep olan iş yerlerine çok ağır yaptırımlar getirilmelidir. Hepsinden önemlisi sendikal örgütlenmenin veya işçinin istediği sendikaya üye olmasının önündeki gayri yasal uygulamalara son verilmeli bu konudaki yaptırımlar ağırlaştırılmalıdır. İşçi sağlığı ve iş güvenliği konusunda içinde ağırlıklı sendikaların, meslek odalarının bulunduğu bağımsız demokratik bir yapı bir kurum oluşturulmalıdır.
Hava-Sen olarak İş Sağlığı ve Güvenliği haftasında iş cinayetlerinde ölen işçi arkadaşlarımızı bir kez daha rahmetle anıyor, işçi sağlığı ve iş güvenliği konusundaki taleplerimizi yineliyor, bu vesileyle tüm işçi sınıfının İş Sağlığı ve Güvenliği haftasını kutluyoruz.

Hava-Sen Yönetim Kurulu